İlk ve Sonbahar
Göğüs kafesimin tam ortasında bir acı, bir iğne batırmışcasına kalbime. Nereye dönsem batar, nereden dönsem batar. Gidememekle kalamamanın kavgasının resmi gibi benim dünyaya kafa tutan sol yanım. Tek kurşun patlamadan kıvrandıracak kadar acı bir sızıyla; tek yara almadan, kan kaybından bayıltacak bir derin sivrilikle çarpar göğsüme her seferinde. Ne zaman ki başımı kaldırsam; dudaklarım ayrılıp iki cümle kuracak olsa bu kavgaya dair, nefesim bıçak olur, keser sözümü. Günün saatine bakmadan karanlık çöker odama, güneşin sıcaklığı fark etmeden soğukluk çarpar tenime… Çatallaşmış sesim bir cüretle birkaç cümle kurmayı dener bazen; kelimelerim devrikleşir, cümlelerim ard arda değil, üst üste yığılır. Ne kalabalıkta kayboldum, ne de tenhada yalnız kalabilenlerden oldum ben hep. Terazinin sağ kefesinde miyim, sol kefesinde mi diye düşündüm bunca yıl. Şunu fark ettim artık, ne terazinin sol kefesi sağ kefesinden; ne de terazinin sağ kefesi sol kefesinden hafif. Sağ kefedeki yalnızlıkl...